top of page


Sıra Dışı Öykülere Hoş Geldiniz
Hoş Geldiniz Kelimelerin sıradanlığa sığmadığı bir yere hoş geldiniz. Sıradışı Öyküler, beş kalemin bir araya gelerek kurduğu; öykülerin, duyguların ve hayal gücünün özgürce dolaştığı bir edebiyat alanıdır. Burada yazmak bir yarış değil, bir yolculuktur. Bazen karanlık bir sokağın köşesinde, bazen bir çocukluğun en temiz anısında, bazen de hiç var olmamış bir dünyanın eşiğinde dururuz. Bu platformda öyküler yalnızca okunmaz; hissedilir, sorgulanır ve paylaşılır. Yazma etkinli
EDİTÖR
31 Oca


ESKİ EVİN NEFESİ
PERMİN KARADUMAN Yağmur, şehri değil sanki dünyayı yıkamak ister gibi yağıyordu. Elif, elindeki paslı anahtara baktı. Avucunun içinde soğuk bir taş gibi duruyordu. Bu ev, annesinden kalan tek şeydi. Ne bir fotoğraf, ne bir mektup… sadece bu ev. Kapıyı açtığında içeri ağır bir toz kokusu doldu. Sanki yıllardır kimse nefes almamıştı burada. “Bir gece kalıp bakıp çıkacağım,” diye fısıldadı kendi kendine. Ama ev onu dinlemiyordu. İlk tuhaflık, saatlerin hiç çalışmamasıydı. Duvarl

YAZARLAR
5 Ağu


SON KALE
FULYA YENİDEMİR Müzenin yüksek tavanlı koridorlarında yankılanan tek ses, Marcel’in adımlarıydı. Gaz lambasının camına çarpan metal halkası her adımda ince bir çınlama bırakıyordu. Sanki bina hâlâ direniyor ve tamamen ölmeyi reddediyordu. Dışarıda dünya çoktan vazgeçmişti. Paris, külden yapılmış bir mezarlıktan ziyade çürümeyi çoktan kabullenmiş bir bedendi. Gökyüzü kirli griydi. Rüzgâr sadece soğuk değil, zehir taşıyordu. İnsan, kendini öldürmeyi öğrenmişti. Marcel durdu. Ga

YAZARLAR
5 Ağu


ŞİMDİNİN KATLARI (SONSUZ SEKANS)
FULYA YENİDEMİR YILMAZ I. Mutfaktaki Çatlak Sabah ışığı, eski mutfak perdesinin ince dokusundan süzülüp toz zerrelerini dans ettirerek mutfak zeminine ulaşıyordu. Yerde, günün ilk ışıklarıyla yıkanan soluk sarı bir dikdörtgen oluşmuştu. Ocakta kaynayan çaydanlığın kapağı, içerideki buharın baskısıyla ritmik bir şekilde titriyordu. Metalin o tiz ve tanıdık sesi, mutfağın mutlak sessizliğinde yankılanıp beyaz fayanslara çarparak geri dönüyordu. Ancak o sabah, bu ses tek bir zam

YAZARLAR
5 Ağu


GÖLGE OYUNU
PERMİN KARADUMAN Sis, eski taş sokakların üzerine ağır bir örtü gibi çökmüştü. Gaz lambalarının titrek ışıkları, gecenin karanlığını delmeye çalışıyor ama yalnızca gölgeleri daha korkutucu hale getiriyordu. Şehrin en eski mahallesi olan Blackstone Sokağı’nda insanlar artık geceleri dışarı çıkmıyordu. Çünkü son üç ayda işlenen dört cinayet, herkesi aynı korkunun içine sürüklemişti. Dedektif Adrian Vale, uzun siyah paltosunun yakasını kaldırarak dar sokağın ortasında durdu. Eli

YAZARLAR
5 Ağu


ÇALINTI
TOYGAR TOPALCA ÇALINTI Termometre 10 dereceyi gösteriyor, saat altıyı vuruyordu. Köpekler kudurmuştu, çöplükleri talan eden domuzlara kafa tutuyorlardı. Geceden kalan sarhoşlar şişeleriyle sokağı kirletmişler ve bazıları yalnızlığı seçerken bazıları da nefesleriyle başka dudakları kirletmişti. Nazif, bu kirlenmiş dünyanın içinde sıkışıp kalmıştı. Kendini mağaram dediği evine hapsetmişti. Bir kitaplık, birkaç parça giysi ve hayatta kalacak kadar sıvı ve besinden oluşan bu mağa

YAZARLAR
5 Ağu


OKUR İZİ TANTE ROSA
GEÇ GELEN FELSEFE “Tante Rosa, bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır.” Tante Rosa, Sevgi Soysal Tante Rosa, Sevgi Soysal’ın 1968 yılında ilk baskısı yapılan ve on dört öyküden oluşan özgün eseridir. Rosa’nın hayatından kesitler sunan bu öyküler bağımsız okunabileceği gibi, aynı zamanda birbirine ustalıkla bağlanmış olup, bu yönüyle esere ‘novella’ demek, efendime söyleyeyim, öhö öhö… “Kes! Baştan alıyoruz." Çok resmi bir giriş oldu, değil mi? Tam bir klasik kitap incelemesi

Güz Köşesi
24 Nis


"Bir Takım Cinayetler" Kitabı İncelemesi
"Bir Takım Cinayetler" Açıklaması BİRTAKIM CİNAYETLER Polisiye Öykü Kitabı YAZAN: YEŞİM YÖRÜK DERLEYEN: GENCOY SÜMER EDİTÖR: EMEL ASLAN YAYINEVİ: HERDEM KİTAP YAYIN/HERDEM POLİSİYE ÖYKÜLER . KIZIL GÜNEŞ “Kızıl Güneş… Ona bu ismi vermiştim." . GÜLÜMSE İnsan neden birini öldürür? . UNUTMA BENİ “Sokaklar tekin değil oğlum, gitme bu gece.” . NİYAZİ “Gül Niyazi, gül… Son gülüşün olacak nasılsa.” . SİZDEN LAF ÇIKMAZ Şimdi, bizim mahalle nasıl bu hâle

Güz Köşesi
10 Şub


"Sıradışı Geçit" kitabı İnceleme
"Sıradışı Geçit" Açıklaması Yabancı giderken sadece silueti kalmıştı. Sanırım, o da küsmüştü bana. Kafasını tekrar çocukların odasına uzattı, yine aynı hışımla geri çekti. Hızla merdivenlerden aşağıya indi. Ben de odama girmiştim ki Ağah Efendiyi beylik tabancasıyla yukarı çıkarken gördüm. “Beyim, ne oluyor?” demeye kalmadan çocukların odasına giren Ağah Efendi, tek tek ateş ederek bütün çocuklarına kıydı. Çocuklarımın kanatları yer gök, ala boyandı. Bana döndü, “Bak hatunum,

Güz Köşesi
10 Şub


SÜPER BABAANE
Pelerinli, kırmızı donlu super kahramanlar henüz yeryüzüne teşrif etmemiş, gözyüzünde şöyle bir süzülmemişken bizim peştamalli, entarili, yelekli, pazen donlu süper babaannelerimiz vardı. Gün ışımadan, horozlar ötmeden, kargalar kahvaltısını yapmadan, uyanırdı bizim kahramanlarımız. Soğuk sularda abdest alır, sobayı yakar, ahıra gidip sarı kızın başını okşar, bir yandan hasbihal ederken diğer taraftan memelerini usul usul incitmeden sağar, sütü tencereye boşaltıp yanan harlı

REYHAN METE
6 Şub
bottom of page
