top of page

"Bir Takım Cinayetler" Kitabı İncelemesi

Yazarın fotoğrafı: Güz Köşesi
Güz Köşesi
10 Şub
3 dakikada okunur


"Bir Takım Cinayetler" Açıklaması

BİRTAKIM CİNAYETLER 

Polisiye Öykü Kitabı 

 

YAZAN: YEŞİM YÖRÜK 

DERLEYEN: GENCOY SÜMER 

EDİTÖR: EMEL ASLAN

YAYINEVİ: HERDEM KİTAP YAYIN/HERDEM POLİSİYE 

 

ÖYKÜLER

 

. KIZIL GÜNEŞ 

 

“Kızıl Güneş… Ona bu ismi vermiştim."

 

. GÜLÜMSE

 

İnsan neden birini öldürür?

 

. UNUTMA BENİ 

 

“Sokaklar tekin değil oğlum, gitme bu gece.”

 

. NİYAZİ

 

“Gül Niyazi, gül… Son gülüşün olacak nasılsa.”

 

. SİZDEN LAF ÇIKMAZ

 

Şimdi, bizim mahalle nasıl bu hâle geldi, önce onu anlatayım. 

 

. BİR GARİP C*NAYET SORUŞTURMASI

 

Enver, sinirlerine hâkim olmakta yılın en iyi performansını gösteriyor olsa da beş dakika sonrası için hiç kimsenin garantisi yoktu.

 

. MAHZEN

 

Hep mi kaybederdi bir insan kumarda? Hep mi içerdi kaybetti diye? Hep mi öfkeli olurdu içince? Hep mi döverdi öldüresiye?

 

. DEDEKTİFLİK ÇETESİ

 

Çavuş, kıstığı gözlerini tek tek üzerimizde gezdirdi. “Toplanın bakalım tayfa!” demesiyle, emir erleri gibi etrafına dizildik. Elini yumruk yapıp ortaya uzattı. “Var mısınız, bu işi çözmeye?” dedi.

 

TÜM INTERNET KİTAP SATIŞ SİTELERİNDE!

 

Arka kapak yazısı

 

"Adam öldürmenin dört çeşidi vardır; canice, bağışlanabilir, haklı görülebilir ve takdire şayan." Ambrose Bierce

 

"Yeşim Yörük, ruhu ruhunuza dokunan hikâyeler yazmaya muktedir bir kalem. Sürükleyici üslubuyla sizi zamandan bağımsız kılmayı ve öykülerin içine çekmeyi başarıyor." 

FUNDA MENEKŞE

 

"Yesim Yörük ince bir duyarlılıkla kaleme aldığı bu suç ve gizem öykülerinde, bize yine insan ruhunun karanlık yanlarını anlatıyor. Kimi zaman hüzünlü bir dille, kimi zaman da mizahi dokunuşlarla."

GENCOY SÜMER


BİR İNTİKAM SİLAHI:KALEM

Okuduğum klasik polisiye kitaplarında yazarla okur arasında hep bir perde

hissederim. Yazar ‘ben’ dili kullansa bile bir mesafe vardır ve okur okurluğunu bilir.

Gözlemci olarak olayları “öğrenir” ve türü seviyorsa keyifli bir okuma olur. Ben o

mesafeyi sevmediğimden olsa gerek polisiye türünde çok okumalarım olmadı.


Ama cesur yazarlar öyle mi? “Hey, okur,” diye seslenir bana. “Orda kös kös okumayı

bırak ve içeri gir. Ben yazayım sen oku öyle mi? Yok öyle rahatlık. Aç perdeleri, kaldır

mesafeyi, gel söyleşelim.”


Bir cesur kalem Yeşim Yörük, işte aynen böyle sesleniyor okurlarına. Fiskos

masasında kırk yıllık arkadaşına anlatır gibi hikâyeler diziyor. Bu samimi dilin türe

uyarlanması benim için çok yeni. Araştırınca gördüm ki, polisiyenin de postmoderni

varmış. Polisiye öykülerine çok yakıştırdığım bu yazar dilinin izini sürmeye

kararlıyım. Öncelikle yazarımıza teşekkür etmek isterim. Beni yeni bir tür ve anlatı

diliyle tanıştırdığı için.


Dilin samimiyetini ve sıcaklığını ilk başta vurgulamadan kitaba geçemezdim. Çünkü

ilk dikkatimi çeken yazarın diliydi. Peki ya içerik dediğinizi duyar gibiyim. Potpori

tadında bir gezintiye çıkmaya ne dersiniz? Evet, potpori. Sekiz öyküden oluşan bu

kitapta hiçbir öykü birbirine benzemiyor.


İntikam ve kıskançlık duygularının ne menem dertler oluşu, tarihten günümüze

uzanan kapanmaz yaraların faili meçhul bir cinayet çevresinde ele alınması,

mazluma ve güçsüze yönelik şiddetin son kertesi… Peki hep mi keder? Hoop bir

mizah patlatıyor ki yazar sormayın. İnanmazsınız, kasten adam öldürmeyi yüzümde

gizliden bir sırıtmayla okudum. Bir başkasında yazarla ‘söyleşirken’ finalde ‘yok artık’

dedirtti. Ben şimdi ne okudum? Vurgun yemiş gibi yüzeyde buldum kendimi. Oysa ne

eğlenceli gidiyordu hikâye. Ardındaki bir dramla sarsıldım. Sonra aynı öykünün

içinde gözlerim bir cümleye takıldı. “Nasılsa yakalanırım diyordum, fakat

yakalanmadım…” Alın size mizahtan alev alan buz gibi bir gerçek.


Toplum mahkemesinde kırılan kalemler, suç ve ceza sisteminde kadının yeri

meseleleri en gülümseten hikâyelerde bile dikkatli okurlarda bir kıvılcım yakacak

cinsten…


Mahalle kültürünün hem saf hem karanlık yüzü bir cinayet etrafında kurguya itinayla

yedirilmiş.

Başka bir mahallenin bitirim çocuk çetesi boyundan büyük işlere kalkışmış. (Vay

bacaksızlar… )


Baş karakterimiz bir masum da olabilir bir zalim de. Hatta en itici, en irite tiplemeleri

kurgu kahramanı olarak görebilirsiniz. Temiz yüzlü temiz kalpli kahramanlara son! Bir

Enver komiser var ki evlere şenlik. Duyduğuma göre yazarla anlaşması varmış

karakterin, başka kitaplarda da başrolü kapmış…Kendisinden başlarda pek

haz etmedim doğrusu. Sonlara doğru kanım ısınmaya başladı kerataya.


Bazı salt kötüler var ki öykülerde, Enver’i mumla aratacak cinsten. Önce bu kadar da

kötülük olmaz dedim, aklıma dinlediğim haber bültenleri geldi. Evet, salt kötülük

hayatın içinde var ve hayatın içinde olan her şey gibi o karanlık ruh, öykülerde de

kendine bürünecek bedenler bulmuş.


Öykülerin büyük kısmında yazarımız mazlumun intikamını zalimden “kalemiyle”

almış desem yeridir. Özellikle kadın cinayetlerine yönelik kurgulardaki ters köşeler

beni bunu düşünmeye sevketti.


Kitabın sonunda birçok soru zihnimde belirdi. Aslında sorular hep vardı, satırlarda

cevapları bulunca, cevaplar sorularla eşleşti demek daha doğru olur.


Benim anladığım o ki, gün gelir zalim mazlum olur, mazlum zalim olur. O gün

gelmesin diye suç cezasız kalmamalı der okur.

Gelelim okur izine…

Benim intikam silahım kalemdir bundan böyle. İntikam dediysem öyle kalbi yakan

değil, iç soğutan bir intikam. Resim mi seversiniz, kapın fırçalarınızı. Ah o notalar

ruhun gıdası… Piyano keman şart değil, bir tef bir darbuka iş görür. Örgü mü tığ mı

sizi rahatlatan? Kuşanın şişlerinizi. Aman ha! Örgü şişi…

 
 
 

Yorumlar


FİKİR

SANAT

EDEBİYAT

NEDEN YAZMALIYIM?

Bilime göre hikaye veya metin yazmak:

   * Duyguları yöneten bölüm.

   * Hafızayı yöneten bölüm. 

   * Mantık ve karar verme bölümünü.

Aynı anda çalıştırır. Yani yazmak, beynin

birçok yerini aynı anda çalıştıran nadir aktivitelerden biridir.

​

Bu yüzden düzenli yazan insanlarda: 

Düşünme becerisi güçlenir, olaylar arasında bağlantı kurma kolaylaşır, stres azaltır, duygular daha sağlıklı ifade edilir...

İLETİŞİM

Öykülerinizi Bize Gönderin.

bottom of page