top of page

GÖLGE OYUNU

Yazarın fotoğrafı: YAZARLAR
YAZARLAR
5 Ağu
2 dakikada okunur

PERMİN KARADUMAN


Sis, eski taş sokakların üzerine ağır bir örtü gibi çökmüştü. Gaz lambalarının titrek ışıkları, gecenin karanlığını delmeye çalışıyor ama yalnızca gölgeleri daha korkutucu hale getiriyordu. Şehrin en eski mahallesi olan Blackstone Sokağı’nda insanlar artık geceleri dışarı çıkmıyordu. Çünkü son üç ayda işlenen dört cinayet, herkesi aynı korkunun içine sürüklemişti.


Dedektif Adrian Vale, uzun siyah paltosunun yakasını kaldırarak dar sokağın ortasında durdu. Elindeki revolver ağırdı ama zihnindeki düşünceler daha ağırdı. Yerde tebeşirle çizilmiş bir ceset izi vardı. Yağmur izleri bile o şekli silememişti.


Cinayetlerin ortak noktası yalnızca vahşet değildi.


Her kurbanın yanında daktiloyla yazılmış kısa bir not bulunuyordu.


“Gerçek, gölgelerin içinde saklanır.”


Adrian cebinden buruşturulmuş sigara paketini çıkardı ama yakmadı. Çünkü tam karşısında duran adam, Sherlock Holmes’ü andıran eski tarz şapkası ve piposuyla onu dikkatle izliyordu.


Gazeteci Elias Crowe.


Şehrin en meraklı, en tehlikeli adamlarından biri.


“Yine geç kaldın dedektif,” dedi Elias, piposundan ince bir duman yükselirken.

Adrian sertçe baktı. “Ben geç kalmadım. Katil erken davranıyor.”


Uzaktan bir kilise çanı duyuldu. Sis biraz daha yoğunlaştı. Sokaktaki insanlar yavaş yavaş kaybolurken Elias cebinden yeni bir kağıt çıkardı.


“Bu sabah bana gönderildi.”


Kağıtta yalnızca tek bir cümle vardı:


“Sıradaki cinayet ay ışığının altında olacak.”


Adrian’ın yüzü gerildi. Çünkü bu cümleyi daha önce görmüştü.

Tam on yıl önce.


Kapanmış bir dosyada.

Ve o dosyada adı geçen kişi… ölüydü.


Bir anda uzaktan bir kadın çığlığı yükseldi.

İkisi de aynı anda sese doğru döndü.

Sislerin arasındaki ara sokakta yerde bir kadın yatıyordu. Boynunda ince bir kesik vardı. Parmaklarının arasında ise kan bulaşmış bir iskambil kağıdı duruyordu:

Kupa Kızı.


Adrian dizlerinin üzerine çöktüğünde kadının son nefesini verdiğini gördü. Ama onu asıl ürperten şey başka oldu.


Kadının avucunda sıkıca tuttuğu küçük kağıtta kendi adı yazıyordu.


“Adrian Vale.”


Ve hemen altında şu cümle vardı:

“Şimdi oyun başlıyor.”

 
 
 

Yorumlar


FİKİR

SANAT

EDEBİYAT

NEDEN YAZMALIYIM?

Bilime göre hikaye veya metin yazmak:

   * Duyguları yöneten bölüm.

   * Hafızayı yöneten bölüm. 

   * Mantık ve karar verme bölümünü.

Aynı anda çalıştırır. Yani yazmak, beynin

birçok yerini aynı anda çalıştıran nadir aktivitelerden biridir.

​

Bu yüzden düzenli yazan insanlarda: 

Düşünme becerisi güçlenir, olaylar arasında bağlantı kurma kolaylaşır, stres azaltır, duygular daha sağlıklı ifade edilir...

İLETİŞİM

Öykülerinizi Bize Gönderin.

bottom of page