top of page

HALLOWEEN

Yazarın fotoğrafı: YEŞİM YÖRÜK
YEŞİM YÖRÜK
4 Şub
6 dakikada okunur

DinDon🔔 DinDon

"Açıyoruuum, bir saniyeee!"

Kapı zili durmadan çalmaya devam ediyor, Lara'nın eli ayağına dolanıyordu. "Ah salak kafam," diye söylendi, başına minik bir yumruk indirirken, "nasıl unuttum Şeker almayı. Ne vereceğim şimdi ben bu çocuklara?”

O günün Halloween olduğunu biliyordu. Günler öncesinden hazırlıklara başlamış, kapının önünü, üzerine ağız ve göz oyduğu kabaklarla süslemiş, oyduğu kabakların içine pilli ışıklandırmalar yerleştirmişti. Dış kapıya bir iskelet maketi asmış, olduğundan daha korkunç görünmesi için siyah tülle örtmüş, tülün üzerine de örümcek maketleri iliştirmişti. Pencerelere kocaman, siyah yarasa çıkartmaları yapıştırmış, dişlerinden kan süzüldüğü sanılsın diye ağızlarına kırmızı ipler eklemişti. Halloween'e yakışır bir konsept oluşturmuştu. Yetmemiş, gelen çocukları gecenin anlam ve önemine uygun bir kostümle karşılamak için saatlerce hazırlanmış, makyajını yapmış, epey de korkunç görünmeyi başarmıştı. Gel gelelim en önemli ayrıntıyı unutmuştu. Halloween gecesi kapıya dayayacak çocuklara vermek için şeker almayı...

DinDonnn!

"Hemen açıyorum, biraz bekleyin çocuklar!"

Ne var ki çocukların beklemeye niyetleri yoktu. Biri parmağını zile dayamış da kapı açılmadan o parmağı o zilden çekmemeye ant içmiş gibiydi. Zil ısrarla çaldıkça Lara'nın etekleri de zile eşlik edercesine aynı şekilde zil çalıyordu. Bir o dolaba koşuyordu, bir ötekine. Erzak dolabı, buzdolabı hatta kıyafet dolabı ve portmantonun çekmeceleri bile Lara'nın telaşından nasibini almıştı. Şeker yerine verebileceği atıştırmalıklar varsa da o koşuşturmacada hiçbirini göremez hale gelmişti. Sonunda aramaktan vazgeçti. Çocukların onu anlayışla karşılayacaklarını umdu. Son dindon sesiyle aynı anda açtı kapıyı. Açmasıyla bir adım geri atması bir oldu.

Evet, kapıda biri dikiliyordu, o kesindi ama onun bir çocuk olmadığı besbelliydi. Birkaç saniyelik korku, endişe ve şaşkınlıktan sonra kahkayı bastı Lara. "Tamam tamam," dedi, ellerini teslim olmuş gibi havaya kaldırırken, "sen kazandın. Çok korktum gerçekten."

Karşısındaki uzun boylu ve iri yapılı adam duyguları çekilmiş ve insan silüetine bürünmüş tehditkâr bir gölge gibi tepkisizce bakıyordu Lara'ya. Bir tepki veriyorsa da bunu yüzündeki beyaz ve ifadesiz maskeden anlamak imkânsızdı. Gözlerin olması gereken yerlerdeki siyah çukurlara dikti Lara gözlerini. İçinde saklı bir bakış aradı. "İtiraf ediyorum şekerim, makyajın çok başarılı," dedi. Adam, o bilindik maskeyi ve iri cüssesine tastamam oturan o koyu renkli işçi tulumunu bulmak için epey vakit harcamış olmalıydı. Orijinaliyle neredeyse aynıydı. "Takdir ettim seni," dedi Lara, ellerini alkış tutar gibi birbirine çarparken.

Adam Lara'nın övgüsü karşısında da sessiz kalmayı yeğledi. Bir süre öylece bakıştılar. Sessizliği ilk bozan Lara oldu. "Ah, hadi ama... Şu anda benden şeker bekliyor olamazsın," dedi. Yeni bir kahkaha tufanı eşlik etti Lara'nın küçümser ses tonuna. "Ayrıca, Halloween gecesinde senden daha özgün fikirler beklerdim. Takdir etmiş olmam senin başarılı olduğun anlamına gelmiyor. Şekeri hak etmek için daha fazla çaba harcaman gerekiyor."

Adam yine ses etmeden dikilmeyi tercih etti. Lara'nın bu sessizliğe hiç itirazı yoktu. Hatta iyiden iyiye eğlenmeye bile başlamıştı. "Sence de bu iş için biraz yaşlı değil misin şekerim?" diye sordu. Bir kaşını havaya kaldırmış, ciddi görünmeye çalışıyordu fakat dışarı çıkmasın diye boğazının derinliklerine gömdüğü kıkırtıkarını daha ne kadar zaptedebilirdi, emin değildi.

"Sanırım sen bu işi birazcık yanlış anlamışsın şekerim. Kapı kapı gezecek olan sen değilsin. Sen evde oturacak ve gelen çocuklardan korkmuş gibi yapıp onlara koca bir avuç şeker vereceksin."

Adam yine cevap vermedi. Maskesinin kenarlarından sarkan saçları, rüzgarda hafiften uçuşmasa, Lara karşısındakinin bir heykel olduğunu düşünmeye başlayacaktı. "Ooo," dedi, adamın elindeki kasap bıçağını göstererek, "her şeyi de düşünmüşsün. Michael Myers geri döndü! Huuuu, çok korktum..." Bir katilin elinden kurtulmaya çalışıyormuş gibi ellerini sağa sola savurarak, "İmdat, imdat, kurtarın beniii!" diye yapmacık bir çığlık attı. Birkaç saniye sonra yüzüne yine o ciddi tavrı yerleştirdi ve "Yalnız, bir sorun var şekerim," dedi, "Halloween'lerde Michael Myers kostümü giymek artık çok demode. O karakter mazide kaldı. Yeni şeyler bulsaydın keşke. Şimdilerde gençler Terrifier'in ya da Jester'ın palyaçosu olmayı tercih ediyorlar. Onlar daha kanlı ve Michael'dan daha eksantrik karakterler."

Nihayet epeydir içinde tuttuğu alaycı kahkahası ciddi ses tonunu ele geçirmeyi başarmıştı.  "Ama sen o kadar genç değilsin, öyle değil mi?" der demez dizlerine vura vura gülmeye başladı. "Kostüm tercihinden bunu anlamıştım zaten."

Lara tam yeni bir hakaret cümlesiyle onu daha beter alt etmeyi düşünürken adamın kasap bıçağını sıkıca tutan eli hafiften kıpırdanır gibi oldu. Lara'nın içine anlamsız bir huzursuzluk çöreklendi. Bir anda bütün keyfi kaçtı. "Biliyor musun şekerim, bu kadar yeter," dedi, bir eliyle dış kapıya uzanırken, "sanırım artık gitsen iyi olacak." Tam kapıyı kapatacağı sırada adam kocaman ayağını eşikle kapının arasına dayadı. "Ne yapıyorsun sen?" diye kükredi Lara, "delirdin mi? Çek çabuk o ayağını oradan ve derhal evimin önünden kaybol." Bir yandan da adamın aralık kapıyı açmasını engellemek için omzunu kapıya yaslamış, ayaklarından aldığı güçle bedenini öne itiyordu. "Gecenin geri kalan kısmını karakolda geçirmek istiyor olamazsın."

Adamın Lara'yı dinlediği yoktu. Var gücüyle kapıya abanmıştı. Lara bu iri cüsseyle baş edemeyeceğinin farkındaydı. Neden onu kızdırmak için bu kadar uğraşmıştı ki.

"Tamam, dur bir dakika... Anlaşabiliriz..." diye bağırdı Lara. Galiba işe yaramıştı. Adam kapıyı az önceki kadar güçlü itmiyordu artık. Lara hiç vakit kaybetmeden devam etti konuşmaya. Sonuçta o koca ayak bu kapının aralığından çekilmediği sürece tehlike devam ediyor demekti. "Kabul ediyorum, sana biraz kaba davranmış olabilirim.  Üstelik verecek şekerim de yok, almaya unutmuşum. Olabilir ama değil mi,  ben de insanım sonuçta. Bir şeyleri unutabilirim. Bunun için kapımı zorlaman gerekmez. Biraz beklersen sana şekerden daha iyi bir şey getirebilirim, ne dersin? Kabul et, bu çok iyi bir teklif. Paraya ne dersin. Şekerden bin kat daha iyidir, ha?" Lara son sözünden sonra adamın yine aynı güçle kapıya abandığını görünce para teklifine kanmadığını anladı. İçini, ayak uçlarından saç diplerine kadar bir korku dalgası kapladı. Yoksa ona bir kötülük mü yapmaktı bu adamın niyeti?

"Çekil git kapımın önünden," diye bağırdı. Bir yandan da tüm gücünü kapıyı itmeye harcıyordu. "Az önce polis çağırdım ve birazdan burada olacaklar. İnan bana onlar geldiğinde sen de burada olmak istemezsin dostum." Blöfünü yuttuğunu ummaktan başka elinden hiçbir şey gelmiyordu. Kapının da Lara'nın da takati son raddeye yaklaşmıştı.

Lara sesinin son oktavıyla, "İmdaaaat!" diye bağırdı, "kurtarın beni, imdaaaaat!" Az önceki yapmacık imdat çağrısından sonra hem de böyle bir gecede hiç kimsenin onun çığlıklarını ciddiye almayacağı düşüncesini saniyesinde sildi attı zihninden. Daha çok bağırdı. Ne var ki hem bağırıp hem kapıyı tutmak çok zordu. Karşısında ondan bir kafa daha uzun, kendini Michael Myers zanneden, iri yarı bir adam, elinde koca bir kasap bıçağıyla kapıya abanmışken Lara'nın pek de şansı olmadığı açık seçik ortadaydı.

Öyle de oldu. Sonunda savaşı adam kazandı ve kapı hızla yan duvara çarparken savrulup yere düşen Lara'nın başı aynı anda antrenin zeminine çarptı. Kendinden geçer gibi olduysa da çarçabuk toparlandı. Yüz üstü dönüp emekleyerek kaçmaya çalıştı. Ne yazık ki adam ondan önce davranmış, Lara'yı ayak bileğinden yakalamıştı. Can havliyle sırt üstü döndü Lara ve boşta kalan ayağıyla adama bir tekme attı. Kısacık bir an sersemleyen adamın elinden kurtulmayı başarmıştı.

Koşar adım, yatak odalarının olduğu üst kata çıktı. Gördüğü ilk odaya daldı ve kapıyı kilitledi. Pencereyi açıp sesinden geriye kalan son oktav kırıntılarını da yardım istemek için harcadı. Sokağın her köşesinde öbek öbek dolaşan, Halloween kostümlü çocukların Lara'nın çığlıklarına verdikleri tek tepki el çırparak takdir naraları atmaktı.

Michael Myers kılıklı adam oda kapısını bir tekmede yere indirdiğinde, Lara çoktan gardırobun içine saklanmıştı. Boş odada bakışlarını gezdiren adam içeri girmeden ağır adımlarla geri döndü ve yan odaya yöneldi.

Sessizliği fırsat bilen Lara usulca gardırobun kapağını açtı. Hızlıca etrafı süzdü ve aynı hızla gardıroptan çıktı. Parmaklarının ucuna basarak kapıya yöneldi. Adam yan odadaydı, onu duyabiliyordu. Yeterince hızlı davranır ve alt kata koşabilirse, kendini dışarı atıp kalabalığa karışabilirdi. Plan mükemmeldi ve Lara başaracağından emindi.

Telaşının sessizliğini etkilemesine izin vermeden seri adımlarla merdivene yöneldi. Daha birkaç basamak anca inmişti ki aceleden olsa gerek, ayağı yan döndü ve tarifsiz bir acıyla bir çığlık attı. Dolaşan ayaklarına hakim olamayınca, saniyeler içinde kendini merdivenin en alt basamağında buldu. Ayak bileği çarpık bir şekilde yan tarafa dönmüş ve kocaman kanlı bir kemik, bileğiyle bacağı arasından dışarı kaymıştı. Canı öyle çok yanıyordu ki Michael Myers kılıklı adamın yanı başında dikildiğini fark etmesi zaman aldı. Korkuyla geri çekildi. Kırık ayağı ve parçalanmış kemik fazla yol almasını engelliyordu. "Yapma! Lütfen yapma! Ne istersen yaparım, yalvarırım sana öldürme beni!" diye yakarmaya başladı. Korku ve acıdan olsa gerek, sesi umduğu kadar gür çıkmamıştı. Aslında sadece bir fısıltıdan ibaretti.

Adam hiç acelesi yokmuş gibi ağır hareketlerle yerde kıvranan Lara'nın üzerine eğildi. Son çırpınışlarını sergilemeye çalışan Lara'nın yaşlı gözleri başına geleceği henüz idrak etmişçesine dehşetle büyüdü. Sesi artık hiç çıkmıyordu. Sadece başını sağa sola sallamakla yetindi. Michael Myers kasap bıçağını havaya kaldırdı, Lara'nın sessiz çığlığı boğazında takılı kaldı. Bıçak on ikinci kez hamle ettiğinde, zeminde Lara'ya ait, kanlı bir et parçasından başka bir şey kalmamıştı.

 

 

Ertesi gün/Televizyon kanalları:

 

Son dakika!

Film gerçek oldu.

Dün gece Halloween kutlamaları esnasında şehirde on iki kişi aynı cinayet aletiyle defalarca bıçaklanarak öldürüldü.

Kurbanlardan Lara Scott'un evindeki güvenlik kamera görüntülerinin incelenmesi sonucu katilin kimliği kısmen de olsa belirlendi.

47 yıl önce sinemaları kasıp kavuran Halloween/Korku Gecesi filmi gerçek oldu. Michael Myers kostümü giymiş biri dün gece şehirde ölüm saçtı.

Katilin gerçek Michael olduğunu savunan fanatiklerle, onun sadece bir film karakteri olduğunu savunan rejisörler arasında söz düelloları başladı.

Halloween gecesi şehri kan gölüne çeviren katil gerçek Michael Myers olabilir mi yoksa bu sadece bir şehir efsanesi mi? Polis dün geceki cinayetlerden sonra adeta buhar olup uçan çakma Michael Myers'ı aramaya başladı. Görgü tanıklarının ifadeleri doğrultusunda katilin yakalanmasının hızlandırılması bekleniyor.

Cinayetlerin ardındaki sır perdesini çözülecek mi? Yoksa katili bulmak için bir sene sonraki Halloween gecesini mi beklememiz gerekecek?

Doğru haberin kanalı XYZ tv en sıcak gelişmeleri size aktarmaya devam edecek. Takipte kalın!

 
 
 

Yorumlar


FİKİR

SANAT

EDEBİYAT

NEDEN YAZMALIYIM?

Bilime göre hikaye veya metin yazmak:

   * Duyguları yöneten bölüm.

   * Hafızayı yöneten bölüm. 

   * Mantık ve karar verme bölümünü.

Aynı anda çalıştırır. Yani yazmak, beynin

birçok yerini aynı anda çalıştıran nadir aktivitelerden biridir.

​

Bu yüzden düzenli yazan insanlarda: 

Düşünme becerisi güçlenir, olaylar arasında bağlantı kurma kolaylaşır, stres azaltır, duygular daha sağlıklı ifade edilir...

İLETİŞİM

Öykülerinizi Bize Gönderin.

bottom of page