TEKİNLER MAHALLESİ

Güncelleme tarihi: 4 Şub
Dün gece çok tipi vardı. Sabahı çıkaramam sandım. Neyse şu kuytu köşeyi gördüm
de zor attım kendimi. Gün doğarken bayılmışım. Üstümde yorgan misali incecik
pamuk bir örtüyle uyandım. Gece beni kovalayan tekinsizlerin hayali hâlâ gözlerimin
önünde. Ellerinde falçata, yüzlerinde faça… Erkeklik gururum bedenim gibi,
paramparça yerlere serilmişti, kalkmalıydım. Hafifçe silkelendim. Aman bir sancı girdi
ki sormayın, yaralandığımı o an hatırladım. Bir feryat kopardım, dedim şimdi koşar
gelirler yardıma. Bir Allah'ın kulu da duymaz mı arkadaş! Hadi duymadın, yattığım
beyaz örtü, kızıla boyanmış, görmedin mi? Kanımın demir kokusunu içime çeke çeke
sabahı zor ettim. Kokumu almadın mı? Kusmuğumun tadından ağzım zehir gibi.
Dişim damağıma saplanmış, sızım sızım sızlıyor. Hoş yiyecek bir lokmam da yok ya,
olsa da yiyemem. Susuzluğumu bastırmak için mecburen kar yaladım. Sanıyorum
beni hayatta tutan da bu oldu. Hem yaşamak istiyorum hem de kurtulursam rezil
rüsva olurum. Bedenimdeki işkence izi çok utanç verici. İşkencenin de bir adabı var.
Hadi kestin, kırdın anladım da, fosforlu pembe ile adam boyamak nedir arkadaş!
Her soluğumda buzdan bir hançer ciğerimi deliyor. Dondurucu yatağımda alev alev
yatıyorum. “Leyla!” diye haykırasım var. “Kurtar beni!”
***
Uzun zamandır tepedeki sitede yaşıyordum. Yokuş sokağın en başında. Gençliğimde
top kovaladığım, taş sektirdiğim tepeye dikmişlerdi siteyi. Mahallenin çocuğuyuz, terk
edecek değildik ya. Az çok sevenimiz vardı.Memnunduk velhasıl. Yıllar var ki sokağın
aşağısına inmemiştim. Hepimiz bilirdik aşağı mahallede neler döndüğünü. Bazı
zamparalık, bazı açlık belasına gençliğimizde ziyaret etmişliğimiz var tabii. Fakat
olgunluk çağımda bıraktım o işleri. Derken Leyla ile tanıştık. Ben bir sokak çocuğu, o
mahallenin biricik çiçeği… Sek sek oynadığımızı bilirim. Gel zaman git zaman
büyüdü, serpildi. Diğerleri gibi sandım, yüzüme bakmaz bir daha dedim. Meğer Leyla
farklıymış. Pamuktan kalbi varmış. Bazen köşe başında buluştuk, bazen durakta.
Okuluna uğurlarken otobüs camından el sallardı. Akşamüstü duraktan alır, eve kadar
bırakırdım. E iti var, kopuğu var…
Onunla ne açlık, ne yuvasızlık. Her gün elinde bir tabak, köşe başına iner, beni
beklerdi. Ben de pek bekletmezdim ya. Yemek değil ha! Leyla'nın kokusunu bir
kilometreden alırım. Acır mıydı, sever miydi beni, bilemem. İkisi de kabulüm. Fakat
ben acırdım ona. Doymaktan, kıvrılıp yatacak bir yataktan daha büyük dertleri vardı.
Uzatmayayım, anlatması derin hikaye.
Kış bastırırken çok söyledi. “Aman,” dedi, “Sakın ineyim deme şu sokaktan. Seni bir
daha bulamam.”
Bilmez miyim ben Leyla, alt sokakta ne tekinsiz işler var. Söz verdim. Allah var,
samimiydim. Ekmek elden, su gölden, Leyla’m gökten indi bana. Ne hacet tekinsiz
işlere. Fakat olgunluk dedik, erkekliği hesap edemedik. Boşuna dememişler kadın
kısmı kuyruk sallamazsa… Neyse ortalığı karıştırmayalım. Ah aşağı mahallenin cilveli
dişisi… Yaktın beni!
***
Pamuk örtü altında kaldım, iyice dibe gömüldüm. Nefes değil hançer doluyor
göğsüme. Belden aşağımı hissetmiyorum. Tatlı mı tatlı bir uyku beni içine çekiyor.
Kaç hakkım kaldı kim bilir, saymadım. Korkarım son canımı veriyorum. Çok
uzaklardan Leyla'mın sesi geliyor. Ah Leyla! Karşına çıkmaya cesaretim yok. Yiğidini
pembeye boyadılar. Kaytan bıyıklarım keman teli gibi şimdi. Üstelik yanık kokuyorum.
Bir sıcak kucak beni sarmalıyor. Öldüm demek!
Benim gibi sokak çocuklarının cenneti, bu olsa gerek.
***
İnanmayacaksınız, ölmemişim. Leyla günlerce beni aramış. Benden ümidini hiç
kesmemiş. O sıcak kucak Leyla’nınmış. Beni kaptığı gibi buraya getirmiş. Üç ameliyat
geçirmişim. Görkemli kuyruğumu kaybetmişim. Sağlık olsun… Zamanla patilerime
can gelecekmiş, yürüyecekmişim. Günde iki kez ziyaretime geliyor Leyla. Yakında
klinikten çıkaracakmış beni.
“Bu böyle olmayacak,” dedi, “Bana taşınacaksın. Zamparalık defteri kapanmıştır. Bir
alt kata inmene bile müsaade etmiyorum.”
Gerekirse eli yüzü düzgün sağlıklı bir dişi bulurmuş bana. Üst kat komşusunun
minnoş bir kızı varmış. O olmazsa başkasını sorarmış. Benimse, havada yelpaze gibi
açılmış, süzüle süzüle sallanan o kuyruk, hayalimden gitmiyor.
Ah be Leyla’m!
Hiç bize kor mu bu kuyruk acısı?
Tekinler mahallesinin nazlı gülü.
Bir anlamadınız gitti.
Sizdeki hiyerarşi yoktur bizde.
Alt üst ayırt etmeyiz biz.
Alt da biziz, üst de biziz…


Yorumlar