top of page

TEKİNLER MAHALLESİ

Yazarın fotoğrafı: GÜL SUNU
GÜL SUNU
2 Şub
3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 4 Şub

Dün gece çok tipi vardı. Sabahı çıkaramam sandım. Neyse şu kuytu köşeyi gördüm

de zor attım kendimi. Gün doğarken bayılmışım. Üstümde yorgan misali incecik

pamuk bir örtüyle uyandım. Gece beni kovalayan tekinsizlerin hayali hâlâ gözlerimin

önünde. Ellerinde falçata, yüzlerinde faça… Erkeklik gururum bedenim gibi,

paramparça yerlere serilmişti, kalkmalıydım. Hafifçe silkelendim. Aman bir sancı girdi

ki sormayın, yaralandığımı o an hatırladım. Bir feryat kopardım, dedim şimdi koşar

gelirler yardıma. Bir Allah'ın kulu da duymaz mı arkadaş! Hadi duymadın, yattığım

beyaz örtü, kızıla boyanmış, görmedin mi? Kanımın demir kokusunu içime çeke çeke

sabahı zor ettim. Kokumu almadın mı? Kusmuğumun tadından ağzım zehir gibi.

Dişim damağıma saplanmış, sızım sızım sızlıyor. Hoş yiyecek bir lokmam da yok ya,

olsa da yiyemem. Susuzluğumu bastırmak için mecburen kar yaladım. Sanıyorum

beni hayatta tutan da bu oldu. Hem yaşamak istiyorum hem de kurtulursam rezil

rüsva olurum. Bedenimdeki işkence izi çok utanç verici. İşkencenin de bir adabı var.

Hadi kestin, kırdın anladım da, fosforlu pembe ile adam boyamak nedir arkadaş!

Her soluğumda buzdan bir hançer ciğerimi deliyor. Dondurucu yatağımda alev alev

yatıyorum. “Leyla!” diye haykırasım var. “Kurtar beni!”

***

Uzun zamandır tepedeki sitede yaşıyordum. Yokuş sokağın en başında. Gençliğimde

top kovaladığım, taş sektirdiğim tepeye dikmişlerdi siteyi. Mahallenin çocuğuyuz, terk

edecek değildik ya. Az çok sevenimiz vardı.Memnunduk velhasıl. Yıllar var ki sokağın

aşağısına inmemiştim. Hepimiz bilirdik aşağı mahallede neler döndüğünü. Bazı

zamparalık, bazı açlık belasına gençliğimizde ziyaret etmişliğimiz var tabii. Fakat

olgunluk çağımda bıraktım o işleri. Derken Leyla ile tanıştık. Ben bir sokak çocuğu, o

mahallenin biricik çiçeği… Sek sek oynadığımızı bilirim. Gel zaman git zaman

büyüdü, serpildi. Diğerleri gibi sandım, yüzüme bakmaz bir daha dedim. Meğer Leyla

farklıymış. Pamuktan kalbi varmış. Bazen köşe başında buluştuk, bazen durakta.

Okuluna uğurlarken otobüs camından el sallardı. Akşamüstü duraktan alır, eve kadar

bırakırdım. E iti var, kopuğu var…

Onunla ne açlık, ne yuvasızlık. Her gün elinde bir tabak, köşe başına iner, beni

beklerdi. Ben de pek bekletmezdim ya. Yemek değil ha! Leyla'nın kokusunu bir

kilometreden alırım. Acır mıydı, sever miydi beni, bilemem. İkisi de kabulüm. Fakat

ben acırdım ona. Doymaktan, kıvrılıp yatacak bir yataktan daha büyük dertleri vardı.

Uzatmayayım, anlatması derin hikaye.

Kış bastırırken çok söyledi. “Aman,” dedi, “Sakın ineyim deme şu sokaktan. Seni bir

daha bulamam.”

Bilmez miyim ben Leyla, alt sokakta ne tekinsiz işler var. Söz verdim. Allah var,

samimiydim. Ekmek elden, su gölden, Leyla’m gökten indi bana. Ne hacet tekinsiz

işlere. Fakat olgunluk dedik, erkekliği hesap edemedik. Boşuna dememişler kadın

kısmı kuyruk sallamazsa… Neyse ortalığı karıştırmayalım. Ah aşağı mahallenin cilveli

dişisi… Yaktın beni!

***

Pamuk örtü altında kaldım, iyice dibe gömüldüm. Nefes değil hançer doluyor

göğsüme. Belden aşağımı hissetmiyorum. Tatlı mı tatlı bir uyku beni içine çekiyor.

Kaç hakkım kaldı kim bilir, saymadım. Korkarım son canımı veriyorum. Çok


uzaklardan Leyla'mın sesi geliyor. Ah Leyla! Karşına çıkmaya cesaretim yok. Yiğidini

pembeye boyadılar. Kaytan bıyıklarım keman teli gibi şimdi. Üstelik yanık kokuyorum.

Bir sıcak kucak beni sarmalıyor. Öldüm demek!

Benim gibi sokak çocuklarının cenneti, bu olsa gerek.

***

İnanmayacaksınız, ölmemişim. Leyla günlerce beni aramış. Benden ümidini hiç

kesmemiş. O sıcak kucak Leyla’nınmış. Beni kaptığı gibi buraya getirmiş. Üç ameliyat

geçirmişim. Görkemli kuyruğumu kaybetmişim. Sağlık olsun… Zamanla patilerime

can gelecekmiş, yürüyecekmişim. Günde iki kez ziyaretime geliyor Leyla. Yakında

klinikten çıkaracakmış beni.

“Bu böyle olmayacak,” dedi, “Bana taşınacaksın. Zamparalık defteri kapanmıştır. Bir

alt kata inmene bile müsaade etmiyorum.”

Gerekirse eli yüzü düzgün sağlıklı bir dişi bulurmuş bana. Üst kat komşusunun

minnoş bir kızı varmış. O olmazsa başkasını sorarmış. Benimse, havada yelpaze gibi

açılmış, süzüle süzüle sallanan o kuyruk, hayalimden gitmiyor.

Ah be Leyla’m!

Hiç bize kor mu bu kuyruk acısı?

Tekinler mahallesinin nazlı gülü.

Bir anlamadınız gitti.

Sizdeki hiyerarşi yoktur bizde.

Alt üst ayırt etmeyiz biz.

Alt da biziz, üst de biziz…


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


FİKİR

SANAT

EDEBİYAT

NEDEN YAZMALIYIM?

Bilime göre hikaye veya metin yazmak:

   * Duyguları yöneten bölüm.

   * Hafızayı yöneten bölüm. 

   * Mantık ve karar verme bölümünü.

Aynı anda çalıştırır. Yani yazmak, beynin

birçok yerini aynı anda çalıştıran nadir aktivitelerden biridir.

​

Bu yüzden düzenli yazan insanlarda: 

Düşünme becerisi güçlenir, olaylar arasında bağlantı kurma kolaylaşır, stres azaltır, duygular daha sağlıklı ifade edilir...

İLETİŞİM

Öykülerinizi Bize Gönderin.

bottom of page