

BİZİM UZAYLI
Birbirine bitişik, iki üç katlı, renkli boyalarla süslenmiş evlerin bulunduğu dar sokakların birinden Barış Manço'nun sesi yükseliyordu. We’re gonna kill you Nick the Chopper Strangle you with branches Nick the Chopper… Plaklardan radyolara, radyolardan çay bahçelerine, mahalle aralarına, parklara taşıyordu, müziğin coşturan sesi. Milletçe düşmüştük bir Nick the Chopper peşine… Aynı tarihlerde başlamıştı radyolarımızda uzaydan gelen cızırtıların, frekansl

ZEYNEP GÜNEŞ
5 Şub


KIRMIZILI KADIN
Sabah, Denizli horozunun bitmek bilmeyen kart sesiyle uyandı kadın. Küçük evinde tüy hafifliğinde mutfağa ilerledi. Çay suyunu ocağa koyup balkon kapısından dışarı süzüldü. Henüz gün yeni ağarıyor, güneş sarı gözlerini kırpıştırıyordu. Karşıda İstanbul daha uyanmamıştı. Martı sesleri at kişnemesine karışıyordu. Çay suyunun fokurdamasıyla çevirdi başını; mutfağa geçerken açık kırmızı elbisesi havalandı. Yıllardır gecelik, pijama giyemeyen kadın, en hafif elbiseleriyle geceye

ZEYNEP GÜNEŞ
5 Şub


BAHÇE CİNİ
Gölgem mi uzun ben mi? Gölgem mi büyüdü ben mi? Deve-Cüce oynardım duvar boyunca. O gün gölgem cüceydi, ben dev olmuştum. Daha beş altı yaşında varım yoğum, tavandan sarkan çıplak ampulün sarımsı cılız ışığında, ayaklarımı oynatıyorum. Yan odadan uzunlu kısalı, büyüklü küçüklü, kelimelere dolanmış sesler yükseliyor. Yanımda, kuru divanda yatan bebek Kardelen kımıl kımıl. O da gölgelere karışacak diye korkuyorum, ha ağladı ha ağlayacak. Saç kurutma makinesi, annemin ilk açtığı

ZEYNEP GÜNEŞ
5 Şub








